Alim Serkan Cesur Türk Damarı
22:36:00Bazı kitaplar basit görünen ancak önemli bir detayın fark edilmesi ile kaleme alınır. Bu eserin hikayesi ise ıssız bir köy mezarlığı ile doğdu. Yazar, mezarın bir Kurtuluş Savaşı gazisine ait olduğunu öğrendiğinde geriye o mezarın izini sürmek kalmıştı. Araştırmaların sonucunda ise gerçek hayat hikayesinden uyarlanmış Türk Damarı ortaya çıkmıştır.
Balkan Savaşı'ndan Kurtuluş Savaşı'na değin yıllarca cephelerde savaşmış, esir düşmüş, vücudunda savaş yaraları olmasına rağmen vatanı için siper olmuş Hamit Çavuş'un hikayesine tanıklık edecek okuyucu. Annesi ve sevdiği eşi ile sakin ama huzurla yaşadığı köyünden Osmanlı'nın çağrısı üzerine Balkan Savaşı'na doğru yol alırken hayatı daha önce hiç tanık olmadığı olayların içerisinde yer alacağını asla bilemezdi. Balkan, Çanakkale, Doğu Cephesi ve Kurtuluş Savaşı'nın en sarsıcı anlarını ruhunda bıraktığı izler ise bir ömür boyu onunla olacaktır.
"Ben Çanakkale Cephesi'ndeydim. Gelibolu'dan geriye dönen asker çok azdır. Conkbayırı'ında, Anafartalar'da, Arıburnu'nda çarpıştım. Savaştım deyip savaşa girip de sağ kalan hiçbirini gördün mü? Ölünceye kadar ateşten gömleği giymiştir. Üstümüze gülleler düştü. Gökten taş, toprak, kan yağdı. Savaştan geriye kalmış her insan sakattır, yarı ölüdür. Dönenlerin kimi kolunu, kimi gözünü, kimi bacağını bırakmıştır. Sorarsan ben de yüreğimi Çanakkale'ye kurban bıraktım. Nasıl sağ kaldım, nasıl aklımı yitirmedim, bilemiyorum. Yüreğimi sokup aldılar, götürdüler. Bomboş kaldım. Gördüklerimden korktum da hala içimde bir şeyler kaldığını hissettim."
Kısa ama derinliği çok yüksek olan bir eser. Savaşların gerçek yüzünü Hamit Çavuş'un cephelerdeki on bir yıllık mücadelesi ile yeniden tanıklık edecek okuyucu. Özellikle Türk askerinin zorlu şartlarda asla pes etmediğini ve vatanı için her şeyi yapacağını bir kez daha göstermektedir bu eser.

0 yorum