Her ailenin kendisine özel sırları ve özellikleri mevcuttur. Bu sırlar kimi aileyi bir arada tutarken kimisi için bir yıkımdır. Bir arada kalanlar veya yıkımın sessizliğine tanık olanların ise hayatı bambaşka bir şekilde evrilmeye mahkumdur.
Her aileye ait olan özellikler ise tıpkı eşi bulunmayan bir küpe gibidir. Ondan bir tane daha olduğu bilinir ancak nerede olduğu bilinmez. Bu durum ise onları diğer ailelerden çoktan ayırır. Tıpkı Mi'kmaq ailesinin yaşadıkları gibi.
"Ölülerin yanlarında götürdüğü sırları hep merak etmişimdir. Bazıları istemeden saklanan sırlardır, söylemeye fırsat bulunamayan şeylerdir. Bazı sırlar ise o kadar karanlıktır ki gömülü kalmaları en iyisidir."
Yaban mersini toplamak için mevsimlik işçi olarak gittikleri Maine eyaleti onlardan ilk önce dört yaşındaki en küçük evlatları Ruthie'yi almıştı. Üstelik onu en son gören kişi ise o sırada altı yaşında olan abisi Joe'ydu. Bu kaybın Joe üzerinde bıraktığı etki ise yıllarca sürecek, kendisini suçlu hissedecektir. Aynı zamanda bu ailenin tek kaybının Ruthie olmaması yaşanan dramların sadece bir fragmanı niteliğinde. Aile olarak yaşanan her bir acı onların ruhunda derin izler bırakırken 1960 yıllarından başlayarak yaban mersini tarlalarına doğru yapılan yolculukta Kızıldereli halkının yaşadıkları ile karşılacak okuyucu.
Diğer yanda ise Norma, zengin bir ailenin biricik kızı. Birçok düşükten sonra dünyaya gelmesinden dolayı özellikle annesi tarafından sanki bir kafese kapatılmış gibi hissediyor. Gözetlenmediği yerler tuvalet ve okul. Ayrıca çocukken gördüğü kabuslar da eklendiğinde Norma'nın hayatı sanıldığı kadar kolay değil.
"Kader tam bir oyunbazdır. Tüm ipuçlarını önüne koyar ve senin onları bir araya getirip, daha önce anlamlandırmayı hayal bile edemediğin şeyleri çözüp çözmeyeceğini görmek ister."
Joe ve Norma'nın anlattıkları ile aile kavramını yeniden düşünürken, kırılma anlarında yapılan eylemlerin etkisine şahit olacak okuyucu. Yas, kayıp, öfke, aşk, sırlar ve daha birçok temanın işlendiği bu eser tıpkı hayatın bir gerçeği niteliğinde. Sayfalar ilerledikçe ve bazı anların gerçek yüzü kendisini belli ettiğinde hayatın kendi düzeni de arkadan seslenecektir.
"Neşe ve ışık saçıyor gibi gözükseler de insanların içinde mutlaka karanlık sırlar vardır. Bazen yalan öyle derine işler ki zihnin en kuytularına gizlenir ve sonunda gerçek haline gelir, ölüm ise onu silip süpürerek dünyayı biraz da olsa değiştirir."
Norma'nın ruhunda biriktirdikleri, Joe'nun ortaya çıkarak alevler saçan öfkesinin sonuçları, aile bireylerinin yaşananlara olan bakış açısı ve yıllar sonra gömülen sırrın belirmesi ile değişen hayatlar, aitlik duygusu, eşitlik için mücadele, ölümün geride bıraktıkları ve daha nice hissin okuyucunun ruhunda bırakacağı hisleri yazar kendisine has akıcı diliyle aktarmış.
"Öfke, insanların aslında demek istemediği şeyleri söylemesine neden olur. İnsanlara, kendileri ne kadar acı çektiyse o kadar acı çektirmek isterler."
2023 Barnes & Noble Discover Ödülü, Andrew Carnegie Mükemmellik Madalyası, 2024 Kanada Suç Yazarları Derneği En İyi İlk Suç Romanı Ödülü ve 2024 Dartmouth Kitap Ödülü sahibi olan bu eserde aile dramını çevre faktörü de eklenerek incelikle işlenmiş.
İlk sayfalarda olayların ana hatları karşılarken sayfalar ilerledikçe derinliğin içerisine doğru sürüklenecek okuyucu.
Eseri okurken birçok duyguyu hissettim. Kimisinde karakterleri dürtmek istedim, bazı olaylarda onlarla üzüldüm ve sevindim. Bu kitap benim için hayatın bir fragmanı gibiydi.
Eğer bu türde eserler okumaktan hoşlanıyorsanız bu esere mutlaka bir şans vermelisiniz.
