Emilie Hornby için hayat; planlara göre ilerlemeli. Her şeyin kusursuz olması bua bağlı. Bu planlarının arasında Sevgililer Günü'nde erkek arkadaşı Josh'ın kendisine, "Seni Seviyorum," demesi mevcuttur. Çünkü kusursuz ilişkisinin en büyük adımı bu cümledir.
Beklenen gün gelip çattığında ilk sürpriz arabasının hurdaya dönmesidir. Üstelik ona yardım eden kişi ise kimya dersindeki partneri Nick Stark'tan başkası değildir. Aynı zamanda akademik kariyeri için dönüm noktası olan program ile ilgili sorun çıkması da eklenince planındaki en önemli şeyi hayata geçirmesi gerektiğini düşünür. "Seni seviyorum," kısmı...
Fakat aynı gün Josh'ın onu aldattığını gözleri ile görmesi ile bütün umutları paramparça olur. Babasının başka şehre gideceğini bildirmesi ise günün tuzu biberi olurken Emilie'nin tek düşündüğü bu kötü günü büyükannesinin evinde kalarak atlatmak. Ancak bilmediği şey ise bu en kötü Sevgililer Günü'nü tekrar tekrar yaşayacağı gerçeği...
Her gün bu kabus dolu gün bitecek diye uyandığında takvimin 14 Şubat olması ise Emily için katlanması zor bir durum. Josh'ın onu aldatmasını engellemek için yaptığı girişimler, Nick için hissettiği çekimden uzaklaşmaya çalışması, akademik kariyerini kurtarmak için yaptıkları...
En berbat Sevgililer Günü'nü değiştirmek için her şeyi denemesi ve elinde kalanların bilinci ile aynı günü yeniden yaşamak...
Kendi düşüncelerini ve eylemlerini değiştirmeye karar verdiğinde evrenin ona sürprizi ise Emilie'nin hayatını şekillendirecek en büyük parça olacaktır.
"Love is not what is, but what isn't. My ears aren't happy when she isn't speaking; my fingers bereft when her skin is absent." (Aşk, olduğu şey değil, olmadığı şeydir. O konuşmadığında kulaklarım mutlu olmaz; teni olmadığında parmaklarım mutluluktan yoksun.)
Geçmişin kırıntıları, kırgınlıklar, hayatın anlamı, aile, arkadaşlık ve sevgi üzerine derin diyalogların içerdiği genç yetişkin hikayesi The Do-Over. Özellikle Nick ve Emilie arasında geçen diyaloglar ve yaptıkları eylemleri okurken yüzünüzde bir tebessüm oluşacak. Bana göre bu türdeki eserleri sonu bilindik ancak güzel vakit geçirileceğini bilerek okumakta fayda var. Fazla beklentiye girmeden okunması gereken eserlerden birisi.
Eser, Artemis Milenyum tarafından "Sil Baştan" adıyla Türkçe'ye çevrildi. Ben İngilizcesini okudum, dil olarak sizi yormayan ve B1 seviyesindeyseniz rahatlıkla okuyabileceğiniz bir kitap. Bu türde eserler okumaktan hoşlanıyorsanız kitabı inceleyebilirsiniz.





