Kadın olmak üzerine yazılan hikayelere konuk olacak okuyucu. Sadece var olmak eylemini gerçekleştirirken bile göze batan kadınlar... Çocukluktan itibaren yaptığı her hareketin sorgulandığı büyümeye başladığında ise vücudu hakkındaki söz sahipliğinin kaybolmaya başlandığı kadınlar... İş hayatında kadın olmanın zorlu direncine bizzat şahit olan kadınlar... Kadın bedeni üzerine yapılan güzellik algılara maruz kalan ve kendi bedenini bundan dolayı beğenmeyen kadınlar... Kendi adlarına karar verilen ve daha nice kadınlar...
Onları gazete haberlerinde biliyor aslında sayfaya çeviren kişiler ve bu eserde yeniden gözler önüne gelmeye hazır bu kadınlar. Kimisi güzelliğini gizlemek için şişmanlıyor çünkü bedeni güzel olmazsa ona kimse dokunamaz. Kimisi menapoza girdiğinde artık kendi hayatının sahibi olduğunu düşünüyor. Kimisi sistemin çarklarında kendisine yer edinmeye çalışıyor çünkü para kazanması gerekli.
"Kimse sizi anlamayıp doğru düzgün anlatmayınca, kendinizi anlatmak ihtiyacı dizginlenemez oluyormuş meğer."
Zeynep Kaçar da kendi bildiği yoldan anlatıyor kadınları. Yer yer mitlerin gücünü kullanarak erkek egemenliğinde bir kadının yaşadıklarını çarpıcı bir şekilde aktarıyor, yer yer kadının toplum üzerindeki konumunu olay örgüsü ile şekillendiriyor. Bunu yaparken de kendisine has mizah yüklü dilini kullanmaktan da asla çekinmiyor. Çünkü çekinmesi gerekenlerin ona bu satırları yazdıran kişiler olduğunu düşünüyor.
"Yazar olmanın güzel yanları var, yazdıkça soğuyor insanın içi, yazdıkça duyuyor başkaları yaşadığımız gerçeği."
Yazarın derin bir gözlem gücü var. Gözlemlediklerini kaleme alırken okuyucunun yazılan satırları düşünmesini istiyor. Öykülerdeki karakterlerin davranışlarını aktarırken günümüzde tanık edilen olaylara da inceden gönderme yapıyor. Böylelikle hikayelerin akılda daha da kalıcı olmasına olanak sağlamış.
"Gerçek süslenmediğinde kelimelerle, uyumsuz, sinir bozucu, yabani duruyor, biliyorum. Bir diken gibi batıyor rakamların keskin dili kelimelerin zarafetine."
Eğer öykü okumaktan hoşlanıyorsanız bu esere bir şans vermenizi öneririm.
"Sevmek bir eylemden öte, bir karar, bir teslim oluştu. Hiç hazır olmasa da, öyle olağan, öyle rahat, öyle olması gerektiği gibiydi ki her şey, kaçmayacaktı."
"Aşk, direnmenin en çiçekli yöntemiydi."





