Yıl 1957. Albert Camus Nobel Barış Edebiyatı Ödülü'nü almak için gittiği Stockholm Belediye Sarayı'nın kürsüsünden sesleniyor dinleyicilerini. Bu konuşma ile sayfalar çevrildikçe onun yaşamının en önemli anlarını bir film şeridi gibi gözlerinin önüne geliyor okuyucunun. Her bir çizimde Camus ile Cezayir sokaklarının derinliklerini izlerken ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerine tanıklık edilecektir.
"Sevgi ve birkaç sözcük çizilmiş bir kaderi değiştirebilirdi."
Yazar, çizgi romanı sanki Albert Camus'un çocukluk arkadaşı yazmış gibi kaleme almış. Bu çocukluk arkadaşı Albert Camus'e sanki bir mektup yazmış gibi Albert Camus'un hayatını tıpkı bir hikaye gibi anlatıyor ve neler düşündüğünü sevgisini göstererek açığa çıkarıyor. Bu detay bütün çizgi romanın havasını tamamen bambaşka bir boyuta taşıyor. Aslında her yerde bulunabilecek bir biyografiyi okuyucu hayatın içerisindeki birçok duyguyu hissederek ve içinde yaşayarak Albert Camus'un ruhunu keşfedecektir. Özellikle annesi, ülkesi ve yazma ile olan ilişkisini...





