Pınar Pars Aziz Çıkmazı
23:13:00Bazı sokakların ve kaldırımların sesi vardır. Geçmişin tınısını, oradan geçenlerin ayak izlerini ve evlerin içerisinde yaşananları fısıldar. Bu fısıltıyı takip ederek atılan adımların ulaşacağı yerlerden birisi de Hasköy'ün dar sokaklarından birisinde yer alan Aziz Çıkmazı'dır. Haliç'in kaldırım taşları, dile gelemeyenlere şahitlik ederken 1970'lı yılların herkesin birbirini tanıdığı dönemlerin kırıntıları da sayfaların arasından seslenecek. Belki de en dipten gelen ama yürekleri sızlatan ise Müzeyyen'inkilerdi.
"Galiba insan yaşlanınca değil de, içinde taşıdığı şeyleri bırakamayınca yoruluyor."
İki kız kardeşi, onu her zaman renciden eden annesi ve alkolik babası ile yaşadığı Aziz Çıkmazı'nda onun için günler sabahları fabrikada çalışarak, akşamları ev işleri ve lastik keserek geçer. Evin bütün yükleri omuzlarında birikirken o, saçına taktığı papatya ile hayatın güzelliklerini görmeye çalışır. Bir gece, yazlık sinemaya Türkan Şoray'ın yeni filmini izlemeye gittiğinde yanında oturan adamla göz göze geldiği zaman aşkın ruhuna bıraktığı papatya tohumu çoktan filizlenmeye başlamıştır.
"Bir sevdanın başlaması için kavuşmak gerekmez; bazen insan, bir bakışın içinde ömrü boyunca bekleyeceği yeri bulur."
Müzeyyen için o an film oynasa da kalbi ve aklı bambaşka diyarlardan sesleniyordur. Yazlık sinemadaki siyah deri ceketli yakışıklı adam ruhuna sevdasını yerleştirmiştir. Eve gittiğinde hırkasında bulduğu notta ise adamın isminin Cemil olduğunu öğrenmiştir. Kaderin bir çift gözü buluşturması ve yan yana oturtturması ise sevdanın tebessümü ile harmanlandı. Müzeyyen ve Cemil için artık hayat eskisi gibi olmayacaktır.
"Bir de sizin de rızanız olursa, o sinemada bir matineyi bu kez beraber seyretmek isterim. Yan yana, kimseye bir şey söylemeden, yalnızca aynı perdeye bakarak bile olsa..."
Birlikte seyredilemeyen filmlerin burukluğu, sandıklarda çeyiz yerine yazılan mektupların saklanması, söylenemeyen sözler, kırılan kalpler... Bilinir ki yarım kalan sevda elbet bir gün kendisini yeniden hatırlatacaktı. Bir asır geçse bile...
"Her sandık gelinlik beklemez; bazısı bir ömür saklanacak mektuplarla dolar."
Aziz Çıkmazı sadece Müzeyyen ve Cemil'in sevdasını anlatmaz. Yetmişli dönemin o sıcaklığını ve ruhunu evlerin duvarlarına yansıtır tıpkı yazlık sinemalardaki ekran gibi. Yeşilçam'ın içtenliğini sayfaların arasından sırıtırken, pişmanlıkların ve alınan kararların bir ömre bedel olduğunu da göstermektedir. Cemil ve Müzeyyen'in yıllar geçse de kalplerinde yer alan sevdalarına tanıklık ederken onlarla birlikte yollar yürüyüp yokuşlar çıkılacaktır. Müzeyyen'in saçına taktığı papatya gibi baharın tüm evreleri mevcut bu eserde. Yazarın akıcı kalemi ve ruhu sızlatacak yaşananları ile eski günlerindeki bekleyişinin bile anlamlı olduğu yıllara doğru yolculuk bekliyor okuyucuyu.
Geçmişe özlemin eski sayfalar yoklanarak tozlu raflardan çıkarılması ile yeniden canlanacak. Yazarın o dönemi yüreğinde hissederek betimlemesi ile aktarılan Aziz Çıkmazı'ndaki taşlı yollarda Müzeyyen'in sessiz çıkan ancak duymak isteyenen fark ettiği sesine kulak verecek bu eserde.
Eğer bu türde eserler okumaktan hoşlanıyorsanız bu kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz.

0 yorum