Demet Cengiz İçimde Yanan Nehir
23:20:00Bu kitabın yazılma amacı başka. Her olayın arkasında bir perde daha olduğunun göstergesi denilebilir. Adımı Deniz Koydular eserinde; Deniz kendisini anlattı, her şeyi su üstüne çıkardı. Peki anlatılmayanlar? İşte bu eserde olaylara başka bir gözün anlatımı ile yeniden irdeleyecek okuyucu. Deniz'in ikizi Yeter'in öfkeli sesi ve ilk aşkı Nile'in ailesine olan incinmesi mevcut sayfalarda. Bu öfkenin ve incinmenin altında ise kırgın ve sevgisiz bir çocuk...
"Bir çocuk evinde olmayanı, dışarıdaki dünyayı keşfettikçe fark eder ve yokluğunun acısını çeker. Zenginliği görmezse yoksulluğa dertlenemez insan. Konforu görmezse eksiklik hissetmez insan. Bir tek.. Bir tek anne sevgisi... Onun yokluğunu daha ilk andan bilir bir bebe ve tüm ömrünü o eksikliği doldurmak için harcar. İnsan, yuvasında bulamadığı her ne varsa dışarıda onu arar. Bu sevgi de olabilir, saygı da, özen de, anlayış da. Evde neyin eksikliğini çektiğini bilmeyen ise dışarıda ne aradığını bilemez. Panayır sokağına dalmış bir çocuk gibi parlayan ve ses çıkaran her şeye çekilir."
Bir hastanenin bekleme alanında gelecek haberi beklerken oldu her şey. Deniz'in hikayesini okuyan Yeter, kendisi hakkında yazılanlara öfkelenmesi kıvılcımın ortaya saçılmasına neden oldu. Yazardan gelen teklife ilk başta kızsa da onun da anlaşılmaya ihtiyacı vardı. Birçok kişi gibi...
Başladı hayatı hikayesini aktarmaya. Sevgisizliğin kol gezdiği evde büyüyen her insanın aradığı şeyi yaşamak istedi. Sevilmek ve kabul edilmek. Ama Yeter, kimsenin yanına yanaşmadığı mahallenin kötüsü olarak anılan kişisiydi. Ne ailesinden ne de etrafından sevgi görmemiş ve içindeki boşluğu ise öfkesi ile doldurmayı seçmiştir. Bu öfke ona yapılan haksızlıkların çığlığı olup ateşler saçmıştır. İçindeki ateş ise sönmeden bir nehir gibi akmıştır. Bazı olayların kilitli taşı Yeter'in söyledikleri ile akıp gitmişti ve geçmiş anlatıldığında tozları etrafa saçılmak için pusuda bekler. Tıpkı Yeter'in içinde kor gibi yanan ateşi gibi...
"Söz, tahrip gücü en yüksek bombadır; paramparça eder insanı."
Bu kitap sadece Yeter'in hikayesini anlatmıyor. Deniz'in ilk aşkı Nile'in yaşadıklarına da konuk olacak okuyucu. Antik Mısır'ın ihtişamlı Tanrıları bir ailenin duvarını parçalıyor. Bir annenin suyun içindeyken yaşadığı fark edişin oğlunun hayatındaki etkisi ise enkazın ortasında kalmış ve çıkmak için çabalayan bir bireyin serzenişleri gibi. Sanki suyun içinde boğulan ve kurtarılmayı bekleyen birisi...
Nile'in ailesi ile olan ilişkisi ise tüyler ürperten cinsten. Kendi hayatını ele aldığını düşündüğü anda ise ailesinden yediği son darbe ise yaşamını bambaşka bir evreye sürüklüyor. Aşk hayatı ve aldığı kararların sonucu da sayfaların arasından okuyucuya sesleniyor.
Yeter'in içinde hissettiği ateşin gücü ile yaptıkları ile Nile'in ruhundaki suyun üzerinde boğulmadan kalmaya çalışması... İkisinin içinde bir nehir mevcut. Metafor olarak nehrin ateş ve su ile birleşimi denilebilir bu eser için.
Aile yapısını tıpkı Adımı Deniz Koydular eserindeki gibi incelikle işlemiş yazar. İçimde Yanan Nehir eserindeki bazı olayları ilk kitaptan bildiğimden olaylara aşınalığım vardı. Ancak her olayı ikinci bir bakış açısı olduğunu bu eser ile yeniden fark etmiş oldum. Seri olarak bağımsız gibi görünseler de bana göre ilk önce Adımı Deniz Koydular eserinin okunması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu eserde bazı olaylar üsten verilse de ilk kitapta detaylıca yer alıyor.
Aile teması üzerine yazılmış tüyler ürperten etkileyici bir eser. Gerçek yaşam hikayesinden esinlenerek kaleme alınması ise kitabın derinliğini daha da arttırıyor. Eğer bu türde kitaplar okumaktan hoşlanıyorsanız mutlaka bu eseri incelemelisiniz.

0 yorum