Mustafa Kutlu İyiler Ölmez

Bu hayatta hep iyiler mi kazanır yoksa kötüler mi ? Bu yaşanan olaylara, durumlara göre değişiyor. Mesela zengin kötü huylu olan biri ile fakir ama gururlu biri arasındaki tartışmayı kim kazanır? Bir Yeşilçam filminde değilsek genel olarak kötüler kazanıyor. Belki de ben bu yüzden kitaplara sığındım. 

Mustafa Kutlu'dan okuduğum ilk kitap. Umudun, yaşamın güzelliklerini etrafında ne kadar kötülük olursa olsun iyiliğin hep var olduğunu anlatmak istemiş. Bu iyiliği ve umudunu kaybetmeme durumunu tasavvufi olarak anlatmıştır. İnancın umutla birleşmesiyle insanın hayatta tutunmasını dile getirmiş. Hikaye olarak geçse de aslında uzun hikaye. Acılı hayatta tutunmaya çalışan dört kişinin hayatlarından bahsetmiş.

Hayatlarında bir sürü kötülük gören ve bir sürü kötü insanın bulunduğu bu dünyada onların yardıma muhtaç kişilerin hayatlarını daha da güzelleştirmek için her şeylerini ortaya koyarlar. 

Sıktı, yetenekli bir ressamdır ancak hayatın cilvesi onun da hayatını etkiler. Aşık olduğu kişi zengindir o  fakir. O da İstanbul'da olmaya dayanamaz ve çekip gider. Kahveci Hacı Kadir'in kahvehanesine geldiğinde şans yüzüne bakar ve grubun ilk üyesi bu güzel şehre ayak atar.

Grubun ikinci üyesi yetim ve öksüz Civan'dır. annesi ve babası onu terk ettiğinde o daha bebektir. Hayatın cilvesi.. onunla dalga geçmek isteyenler bu kadar çokken Sıktı onu korudu kolladı.

Grubun üçüncü üyesi sarhoş fotoğrafçı  Mustafa. Babası ikinci karısını öldürdüğünden hapse yatar ve orada ölür. Mustafa'yı ise fotoğrafçı dükkanındaki Kalfa yetiştirir.

Son kişimiz ise Doktor Atalay. Zengin ailenin tek çocuğu. Şişman olduğu için herkes onunla dalga geçer. O da kitaplara sığınır. Ancak onu son kandıran kişi evleneceği kız olunca tayinini Anadolu'ya ister. Ve bu güzel kente gelir.

Yaptıkları iyilikleri ile tüm tüm kentte tanınır oldular. Öldüklerinde ise "Dörtler Makamı" olarak anıldı mezarlık yerleri. Zaman geçti isimleri unutuldu ama iyilikleri unutulmadı. Nesillerce anıldı durdu. İyiler ölmez..

"Her doğan çocuk dünyaya tertemiz geliyor. Onu biz kirletiyoruz. Hırs ile, vahşet ile, mal-mülk derdi ile."

 " Gerçekten bu ülkenin en önemli zenginliği insan unsurudur. Bunu iyi değerlendirmek lazım. 

Ne yazık ki tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en iyi okullarda zengin çocukları okuyor. Sonra Avrupa'ya gidiyor, tahsiline devam ediyor.
Fakir çocuklarının ilk hedefi kısa yoldan bir mektep bitirip işe girmek, ailesinin geçimine yardımcı olmak. Bunlar arasında ne cevherler var ama gelir farkının doğurduğu adaletsizlik çocukların harcanıp gitmesine sebep oluyor. Dramatik bir durum. Bunun önüne nasıl geçilir ?Gelir farkını azaltmak, ülkenin her yanına iyi okullar açmak.
Hadi canım sende bu çareleri kahvede okey oynayanlar da söyler başka lafın var mı ?
Yok benden bu kadar. 
Gerisini bizi idare edenler düşünsün.
Düşünsün tamam ama şunu unutma; memlekette fikir var ne de fikir adamı." 

"Oysa bir hikaye,film,roman iki unsura dayanır:İnandırıcılık ve etkili olmak."


"Bak işine aşık biri. Böyle adamlarla çalışacaksın. İnsanı yarı yolda koymazlar."


"Hiçbir iş uzaktan göründüğü gibi değildir."


"Bir şehri tanımak istersen yaya dolaşacaksın."


"Bahçenin, meyvenin, çiçeğin iyileştirici bir gücü var." 


    

Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.