Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Bir kadının duygularını erkek bir yazarın bu kadar derin ve ince bir şekilde anlatması o yazarın kişiliğinin mükemmelliğini gösterir. Stefan Zweig de onlardan biri kuşkusuz. Sanki duyguları içinde hissederek yazmış. O 13 yaşındaki kız sanki Stefen Zweig.
Bu kitap uzun bir mektuptan oluşur. Kadın kahramanımız, 13 yaşından beri ünlü yazar R.'ye aşıktır. Fakat bu kitabı ilginç yapan olaylardan biri mektubun başındaki tek bir hitaptır. "Sana, beni asla tanımamış olan sana"
Bir kadının onu tanımayan birine duyduğu bu aşk 13 yaşında, yazarın karşı komşuları olmalarıyla başlar. Daha sonra dul annesi evlenince bu evden taşınırlar. Fakat o yazarı asla unutmaz. Viyana'ya geri gelir ve her gün yazarın evinin önünde karşı yoldan cama bakıp durur. Onu bir çok kadınla görmüştür. Bir gün karşılaştıklarında yazar ona bakar ama onu tanımaz. Kadının en üzüldüğü durum bu olmuştur. İki gün sonra tekrar karşılaştıklarında yemeğe çıkarlar daha sonra yazarın evine giderler. Birlikte olurlar. Sabah yazar kadına beyaz gül verir. Kadında onları kurutur. Çünkü ondandır. Bu olay 3 kez tekrarlanır ve kadın hamile kalır. Akrabaları anlamasın diye yoksulluk çekerek doğurur ve çocuğu için kendisini satmaya başlar. Yıllar sonra yazarla yeniden karşılaştıklarında yazar onu yine tanımaz. Yine birlikte olurlar. O kendini tanımadığı için her yıl gönderdiği beyaz güllerden konuyu açar. O gülleri kadın her yıl yazarın doğum gününde yollamıştır. Tabi adını gizleyerek. Fakat bu çabası da boşuna olur. Yazar onu tanımaz. Hatta ona para verir. Kadının gururu parçalanarak giderken uşak onu görür ve bir saniyede o karşı komşunun çocuğu olduğunu anlar. Kadının bu mektubu yazmasının nedeni çocuklarının yüksek ateşten ölmesidir ve kadın da hastalanmaya başlamıştır. O da ölmüştür çünkü mektupta "bu mektup sana ulaşmışsa ben çocuğumun yanındayım." cümlesi yer almaktadır. Yazardan tek bir ricası vardır. O da her doğum gününde kendisine beyaz gül almasıdır. Yazar mektubu bitirdikten sonra anıları hatırlamaya çalışır. Bulanık anılarını.. 
"Beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım."
"Çünkü yeryüzünde hiçbir şey kuytulardaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz; çünkü bu sevgi, yetişkin bir kadının tutkulu ve bilinçaltında hep talep eden aşkının hiçbir zaman olamayacağı kadar umarsız, kendini karşısındakine hizmet etmeye adayan, boyun eğen, hep pusuda yatan ve tutkuyla yoğrulmuş bir sevgidir. Sadece yalnızlık çeken çocuklar tutkularını bütünüyle, dağılmaksızın koruyabilirler, ötekiler, duygularını başkalarıyla beraberlik atmosferinde gevezeliklerle harcarlar, yakınlıklarla köreltirler."
"Yaş günü,insanın kendi üzerinde düşündüğü bir gündür."
"İnsanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur."
"Aynadan yansıyan bir görüntü kadar çabuk akıp gider, yani bir erkek açısından bir kadının çehresini yitirmek çok daha kolaydır, zira geçen yılların o çehrede yarattığı değişiklikler ışık ve gölge oyunu gibidir, giysiler ise her defasında çehreleri farklı çerçeveler içinde gösterir."


Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.