Barış Bıçakçı Bizim Büyük Çaresizliğimiz

13:48:00

Bazı kitapların okuyucuyu etkilediğini ve okuyucu ile aralarında bağ olduğunu düşünenlerdenim. Bizim Büyük Çaresizliğimiz bu kitaplardan sadece biri. Bu yüzden yazarla tanışma kitabı olarak bu kitabı seçtim.

Kitabın adından başlayacak olursam "Bizim Büyük Çaresizliğimiz" ismi bile tek kişilik dünyanın uzaklarından bir sesleniş gibi. Birliktelik seslenişi. Ya batacağız ya da çıkacağız.

Tek kişilik yaşanan bu yerde, birbirlerinden kopamayan daha doğrusu ne yaşarlarsa yaşasınlar kopmak istemeyen iki kişiyi anlatıyor. Çetin ve Ender. Peki Çetin ve Ender'in yanına Nihal'ın taşınması ile bu iki kişilik dünya bir anda üç kişilik dünya olacak mı?

Yazarında dediği gibi" Ortada iki erkek ve bir kadın varsa, edebiyat ve sinema başımıza taş yağdırır,kolla kendini!" Türk sinemasından haylice de diyebilirim buna. İki yakın dost aynı kadını severse ne olur? Sevgi biter mi?

Yazarın dili aslında klişe diyebileceğiniz bir konuyu nasıl kelime oyunları ile harmanlanılarak  bir romana dönüştürüldüğünün kanıtı bana göre. Bir de Çetin ve Ender'in dostluklarının bu kadar naif olması belki de okuyucuyu kendine çeken bir durum. Naif dostluklar, naif sevgiler ve birbirleri olmadan yaşamın yaşam olmadığını anlayan iki kişi.

Çetin ve Ender artık tek kişi olmuş gibi. Birbirleri olmadan bir hiç olan ama ikisi bir arada olunca baharın gelişi gibi yeşillenen ağaçlar gibiler. Yazar bu yüzden kitabın ismini birinci çoğul şahıs yani "biz" ile birleştirmiş. Neden "Benim Büyük Çaresizliğim" değil de "Bizim Büyük Çaresizliğimiz" diye düşünürken ikisinin birleşimi ile bir bütünlük hissi oluşturmak istemiş.

Kitapta bir geçmişe bir şimdiki zaman gidilmesi ile bana göre kafanızın biraz durgun olduğu zamanlarda okunması gereken bir kitap olarak görüyorum. 

Eğer gerçek dünyanın tekliliğinden sıkıldıysanız bir de Bizim Büyük Çaresizliğimiz'in çoğulluğuna alalım sizi. Dostluğun gücü ile etkileneceğiniz bir kitap.

"Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?"

" Her şey olup bittikten sonra neden bir de rüya görürüz? Karmaşanın, keşmekeşin, hayatın yorucu zenginliğinin içinde eksik kalan nedir ki, uykunun kuytusunda ille de tamamlanması gerekir? Rüyamızda, birbiriyle ilgisiz gibi görünen ayrıntıları bilincimiz önden gürültülü bir lokomotif gibi çekip bir yere, örneğin bir anlama mı götürür? Yoksa o ayrıntılar bilincimizin balonuna batan iğneler midir?"

''..bu dünyada hiçbir zaman ortada, hazır bir bağlantı yoktur. Bağlantıları biz kurarız.''

"Kavramlar hayatı en üst imkanlarına genişletmenin araçlarıdır."

"Gelecek, senin az sonra kapıyı anahtarinla açacağın , her zamanki Demirel taklidinle "Nazmiye ben geldim ! " diyeceğin bilgisinden başka bir şey değildi Çetin."




You Might Also Like

0 yorum