İlhami Algör Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. 
Hikayemizin kahramanı, Müzeyyen ve onun çocuğuyla birlikte yaşamaktadır. Yazı yazarak geçimini sağlamaya çalışır.
"Hikayeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, ruh eve sığmıyor, sabahları kadından önce uyanıp evden tüyerek, şehrin uzak bir köşesine gidiyor, elleri kıçında oraya buraya takılıyor, birileri ile tuhaf muhabbetlere giriyor ve her akşam kadından önce eve dönüp, günün hikayesini yazıp, görülebilecek bir yere iliştirip, yine arazi olup, ta ki gece yarısı, uyumakta olan kadının yanına sokulup, birbirlerini bir güzel sevip ve adam, sabahın kör vakitlerinde, yine sevişmelerle bitecek bir gece için erkenden sokaklara süzülüp..."
Fakat kahramanımıza göre hikayenin bir yeri "çıt" ediyordu. 
"Ses tonlamalarına takılırdım. Sesler her şeyi söylerdi"
Bu hikayeyi Müzeyyen'e anlattığında ise Müzeyyen'in yanıtı onu şaşırtır.
""Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun? dedi. "Herif rüzgarı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı."
"Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku." dedim. Tırsamaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. 
"Evet,biraz sapık ve tek taraflı bir tutku." dedi, arkasını dönüp gitti."
Monologlarla anlatılan eserde, kahramının düşüncelerini anlamak daha kolaydır. Müzeyyen kahramanımızı terk ettiğinde yaşadığı duyguları anlamak hiç de zor olmadı. 
Eserin sonunda: 
"-Bitse ne olur,
 bitmese ne?-"
Hayatı özetlemektedir.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu'ndan aşağı, rüzgara asılıp Tophane'ye inen roman. Avaramu! 
Şarkılarla bizi biz yapan roman.

Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.