Barbaros Altuğ'un derin bir kalemi var. Kısa ama içerisinde birçok anlamın gizlendiği cümleleriyle sesleniyor okuyucuya. Olay örgüsü üzerinden bazı gerçekleri göstermek istiyor okuyucuya. Bir nevi haykırma da diyebilirim.
"Anlatmak, bazen yaşamak kadar güçlü bir direniştir. Biliyorum, eğer anlatmazsam varlığımın bir anlamı olmaz."
Her şey o haberi görmesi ile başlıyor. Bir yerel gazetede gördüğü bu haberde subay Güneş T.'nin kaybolduğundan bahsediliyor. Kendi isminin de Güneş olması gibi.. Berlin'de okuduğu bu haber onun için belki de bir çağrıydı. Çoğu kişi için iki üç günde unutulacak bir haber olabilirdi ancak bazı gerçeklerin yeniden gösterilmesi gerekmektedir.
"Ve bazen gecikmiş bir yankı, bir dağın çöküşünü başlatabilir."
Kararını vermişti, Berlin'den İstanbul'a gidecek ve bu haberi kendisi yeniden yazacaktı. Kaybolmanın arkasında gizlenen ne varsa ortaya çıkaracaktı, bunun için yıllar önce terk ettiği ülkesine gitmek olsa da.
"Çünkü her kayıp bizim de eksilmemiz demekti. Bizim susturulmamız, bizim mezarsızlığımız.."





