Tezer Özlü Zaman Dışı Yaşam

Yazmak için yaşamış sanki, daha yaşarken yazıya geçirmiş hayatını. Hayatındaki kesitleri okurken onunla birlikte olayları yaşıyorsunuz. Biraz karamsar bir yazar. Bu yüzden herkesin seveceği bir yazar değil. Ama benim çok sevdiğim yazarlardan biri. Okurken kendimi onun dünyasında ve düşüncesinde buluyorum. Zaman Dışı Yaşam eserini de elime alır almaz bitti. Beni kendine çeken ve eserlerini böyle hızlı okuttuğu için seviyorum onu. Keşke onunla tanışabilseydim dediğim yazarlardan biridir. Ve galiba birinci ortak noktamız ikimizde Franz Kafka'yı seviyoruz.
Zaman Dışı Yaşam da onun hayatındaki kesitlerden oluşuyor. Bunu diyalog şeklinde yazmış. Eserdeki Kadın karakteri Tezer Özlü'nün kendisidir. Kısacık hayatında yaşadıklarını, yazması sevmesini, Cesare Pavese'e olan hayranlığını bu eserinde de okuyoruz. Ben bu eseri okurken onu daha iyi anladım. Onu tanımak için eserlerini okumak lazım.
"Trendedir, ama hiçbir yerdedir. Aynı zamanda da heryerde."
"O yavaşça ölürken ben yavaşça büyüyordum."
"Aynada kendisine bakar. Kendi gözlerine gülümser. Gözleri de aynada ona gülümser."
"Her insana yabancıdır. Her nesneye yabancıdır. Kendisine bile. Tek başına bir yere gitmeye gücü yoktur. Herhangi bir şeye dayanmayı dener. Ona daha az yabancı olan herhangi bir şeye. Bu kahredici yabancı dış dünyadan daha az yabancı olan bir şeye."
"Aşk acısı içinde bir ceset gibidir. Ama kendini bu durumdan da kurtarmak ister, çünkü kendisini sevmediği sürece aslında aşık olamayacağını bilir."
"Yaşanacak bir yaşam vardır. Binilecek bisikletler var. Yürünecek yaya kaldırımları ve tadına varılacak güneş batışları vardır." Pavese
"Yalnız sağlıklı insana aklıyla yaşasaydı değmezdi yaşamaya, can sıkıcı olurdu. Tam aksine, güzel olan, dünyanın gökyüzü altında bir deliler topluluğunu andırması." Pavese
"Her yolun bir yenisine çıkması ne kadar iyi... Sonsuz dünyada bir ağ. Dünya kadar büyük. Gene de dünya kadar küçük."
"Yolculuklar ilginçtir. Yaşamın sürekliliği içinde başlı başına kesitler oluştururlar. Dağlardan, deniz kıyılarından, kentlerden, gecelerden geçilir. Kalabalık ya da bomboş istasyonlar belirir sonra herhangi bir ormanla karşılaşırsın. Belki birkaç gün önce geçtiğin bir orman. Bir kent..."
"Benim için hem çocuk hem de yetişkinsin. Tıpkı kendimi de hissettiğim gibi... Sen yaşamın kendisisin. Ölümsün de. Tıpkı kendimi hissettiğim gibi."
"O hep "insan görürken düşünüyor. Belki de düşünen aslında gözlerdir." diyor."
"O anda edebiyatın, yaşamın kendisinden daha canlı olduğunu kavrar ve edebiyatın doğmasının nedeninin de bu olduğunu düşünür. O ana kadar o, yaşamın daha canlı bir şey olduğuna inanmıştır. Ama edebiyat daha çok yaşam, daha çok aşk, daha çok duygu, daha çok ölüm yüklüdür."
"Susulan her şeyi, büyüyen ya da ölmekte olan, ölmüş olan her şeyi daha doğru anlatmalıyım, daha doğru yaşamalı, ve daha çok öne çıkartmalıyım. Her nesneyi, her canlıyı, herhangi bir insanı, her gördüğüm şeyi yaşanmışa çevirmeliyim, derinleştirmeli, yaygınlaştırmalı, rüzgarlar gibi esmesini, yağmurlar gibi yağmasını sağlamalıyım."
"İnsan olabilmek bambaşka bir olgu. Şans, cesaret istek gerektiren bir olgu, özellikle dünyada başka hiç kimse yokmuş gibi yalnız kalabilme cesaretini gerektiren bir olgu.."
"Biz akıl almaz zamanların akıl almaz kişileriyiz."
"Yaşamı yoğunlaştıran ölümün kendisi değil mi?"


Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.