Öykühane Kaç Gibi Özlersin?

Gitmek ve kalmak arasındaki o ince çizgiyi hepimiz biliyoruz. Hayat akıp giderken gitmek eylemi baskın çıktığında ise dışarıya bakıp iç sesimizin fonuyla karar vermeye çalışırız. Giderken arkamızda bıraktığımız koca bavulu götüremeyeceğimiz için  sadece küçük bavula sığdırmak zorunda olduklarımızla idare ediyoruz.

Mevsimler geçerken bıraktıklarımız ve geriye baktığımızda yaşanan anılar ile harmanlanmış bir kitap okuyoruz. İçinde yazarın gitmek ve aşk temasıyla yazdıkları denemelerin olduğu bu kitap, yaşadığınız hislerinizi tekrardan düşünmenize yardımcı olacak.

İlk başta şunu söylemem lazım kitabı bir anda okumak için okumaya çalışmayın. Kitabın içinde bulunan denemeleri sindire sindire okunması gerektiğini düşünüyorum. Bir anda alıp da bitirilecek bir kitap değil.

Denemeleri okurken bir çok yerin altını çizdim ve çizdiklerimi tekrardan okudum. Yazar aslında zor olan iki temayı gitmek ve aşk duygusunu harmanlayarak kendi üslubuyla yazılarını yazmış.

Yazarın üslubunu çok beğendim. Cümlelerde bulunan imgeler ile yolculuk yapmak hoşuma gitti. Eğer alıp okumak istiyorsanız okumanızı tavsiye ederim.

"Seni dokudu kalemim. Özlerken yazdım, yazarken özledim bir nevi. Özledikçe yandım ve yine yazdım. Sonra saman kağıdı bir zarfın içinde biriktirdim yangınlarımı.
Ne zaman özlesem, bir sayfa daha sen ekledim, yazdıkça sevdim. Sonra dönüp tekrar okudum, adına AŞK dedim."

"Kendimi bıraksam boşluğa, kar taneleri gibi süzülsem, sonra uzunca yollar aşıp başka diyarlarda yol taşlarını örtsem. Bir sokak lambası altında hiç basılmayarak kristalleşsem, oracıkta öylece donuversem; belki daha az yanar canım."

"Bazen tozlu raflardan indirip okuduğumuz kitaplar gibidir anılarımız, okudukça anlamlanan hani. Anlamlandıkça gözlerden akan.."

"Ve yitik zaman bir anda geri gelse.. Yırtık takvim yapraklarına basarak olgunlaşan ruhum seninle yeniden çocuk olsa. O zaman anlarım ki okuduğum en güzel kitap SENSİN."

"Her yeni gün bir başka hatırayı daha kurumuş yapraklara katıp sürüklemedik mi yollar boyu Sonra avuçlarımızda kalan avuntularımızı ıslatmadık mı anlamlı yağan yaz yağmurunda?
Neden bilemedik ki ölmeden önce gelinciğin kıymetini ?"

"Değişiklik iyi gelir derler. Peki ya değişiklik diye geçmişin içine düşerse insan ? Ardında onlarca anı bırakıp kaçtığı şehre geri dönerse? Şehrin kokusunu içine çeker her şeyden önce."

"Hayat bugünün anısına sunulmuş onlarca kesitten ibaret. Küçük bir tırtılın kozasından kurtulup kelebeklerin arasından en göze çarpan oluşu gibi farklı sürprizlerle dolu."

"Hüzündü mevsim... Kırmızı tırnaklarına yakışan turuncu yaprakların beyninde bıraktığı tortu hep aynıydı. Ne zaman birkaç kurumuş yaprak toplasa yol kenarlarından, sanki ağaçların hüznünü savurduğu bu mevsimi içindeki boşluğa doldururdu. Parmaklarının kavradığı yaprağa baktı. Uçları kıvrılmış, sanki acıları ağır gelmiş de taşıyamıyormuşçasına kırılgan ve biçareydi. Kendini düşündü sonra. Ne farkı vardı bu yapraktan. Kırgındı. Aynı yaprağı gibi hayat bulmak için baharı bekliyordu. 
Yaprağın ait olduğu yer topraktı. Belki toprağa kavuşursa daha erken gelecekti baharı. Boşluğa bıraktı, o gökyüzünde süzülürken, ruhu da yeni baharlar aramaya çıkmıştı bile."

"Dedim ya, nereye, hangi duygularla gittimin bir önemi yoktu. Denizin üzerine dökülen güneş pırıltılarına ulaşsam yetecekti."

"Eşyalarımın arasına sıkıştırdığım hatıra kırıklarım seni hiç unutturmayacak biliyorum. Gittiğim her şehir, soluduğum her nefes, okuduğum her hikaye biraz sen kokacak. Herkes sen bakacak biraz, sen susacak, sen gülecek; ama sen olmayacak."

"En sevdiğim kitabın sayfaları arasında yıllanacak bir yaprak... Sonra belki mevsimler döndüğünde, o kitap özlendiğinde tekrar karşıma çıkan o yaprağı kalbimin en derininden başka bir yere koyamayacağım."





Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.