Moliére Cimri

Lisede, Fransız Edebiyatı gördüğüm için Moliére'i az çok biliyordum. Biz "Hastalık Hastası" adlı tiyatro eserini işlemiştik o zamanlarda. Ben de Moliére'in başka eserlerini de okumam lazım diye almıştım bu kitabı. Kısmet bugüneymiş.

Moliére, klasisizm akımının etkisinde kalmıştır. Bu yüzden, güldürürken bile düşündürmeyi amaçlar. Moliére, "Komedinin asıl görevi, insana kusurlarını göstermektir." ilkesini esas aldığı için eserlerini sade bir dil ile yazar. 

Moliére, bütün yanlış, sorun ve kusurların güldürü yoluyla düzeltilebileceğine inanan biri olarak da hatırlanır. Moliére'in en büyük özelliği eserlerini aydınlarla halk arasındaki, sarayla şehir arasındaki ayrılığı ortadan kaldırmak oldu. Bunu yapabilmesinin en büyük nedeni saray hayatını ve şehir hayatının en derin noktalarını bilmesi olmuştur.

O eserlerinin okunması için oynanması için yazmıştır. Eğer bir söz ya da olay, her türlü akılcılık sınırını aştığı halde bizi güldürüyorsa, Moliére'e göre burada akılla budalalık sürekli yer değiştiriyor demektir.

Gelelim Cimri adlı esere. Kitabın önsüzünde bu eseri yazarken Plautus'un Çömlek veya Aulularia adlı eser, en önemli kaynağıdır. Cimri olan karakter altınları çalınacak korkusuyla yaşayan Euklion, Moliére'in Cimri adlı eserinde de Harpagon paraları çalınacak korkusuyla yaşar. Konu bakımından birbirine benzeyen iki eserin en önemli ortak özellikleri ana karakterlerinin "Cimri" olmasıdır.

Cimri (Özgün adı: L’Avare), 5 perdelik bir oyundur. Oyun ilk kez Mollıére tarafından 1668 yılında yazılmış ve aynı yıl 1668 Palais Royal’da oynamıştır.

Moliére, Cimri adlı eserinde Paris burjuvasının para tutkusunu öne çıkarmak istemiştir. Molıére parayı tüm insani değerlerin üstünde tutan “kendisine yabancılaşan ve para karşısında özgürlüğünü yitiren insanları ve para temelinde biçimlenen toplumsal ilişkileri hicveder.”

Harpagon,  yaşama amacı para biriktirmek olan çok cimri bir adamdır. Namus, ahlak, iyilik gibi erdemlerden vazgeçmiş parayı hepsinden üstün tutmuştur.Cimriliği hastalık derecesine getiren Harpagon herkesten şüphe eder. Çünkü herkes parasını o en sevdiği varlığı ondan çalabilir.. Parasını kasaya bile koymayan Harpagon, kasaları hırsızlar için bir kolaylık olarak düşünmektedir.
Çocukları Cléante ve Elise, zengin olmalarına rağmen babalarının tutumu yüzünden sıkıntı içindedir. Harpagon,sokağa çıkarken süslenip püslenen oğlu Cléante’ı gereksiz yere para harcadığı için azarlamaktadır.
Harpagon, paranın az harcanması için ilginç yöntemler  bulmuştur. Hizmetçilerini  perhize sokmakta, atları dahi aç bırakmaktadır. Zavallı atların ayağa kalkacak halleri bile kalmamıştır.  Hizmetçilere Mobilyalar eskimesin diye  daha yumuşak silmelerini, kırdıkları şişe ve bardakların parasını aylıklarından keseceğini söylemiştir. Üstleri yırtılan  ve lekelenen hizmetçilerinden birine ceketindeki lekeyi şapkasıyla gizlemesini, diğerine de servis yaparken arkasını duvara dönerek yırtıkları göstermemesini önermektedir.
Valére adlı ailesini arayan bir genç   Elise’e aşık olmuş, Valére, Elise’i boğulmak üzereyken kurtarmış, kalbini kazanmayı başarmıştır. Elise’e yakın olabilmek için de Harpagon’un konağında çalışmaya başlamıştır.  Elise, bunu babasına belli etmez. Çünkü Harpagon bu durumu sezerse kötü şeyler olacaktır.
Harpagon, düğün masrafından kurtulmak için oğlunu zengin bir  dul  kadınla;  kızını da elli yaşlarındaki  Senyör Anselme ile evlendirmeyi düşünmektedir. Çünkü Senyör Anselme, Harpagon’un kızı Elise’yi çeyizsiz olarak almayı kabul etmiştir. Harpagon ise çocukları  Elise ve Cleante’den şüphelenmekte, paraları çalacaklar diye onlara şüpheyle bakmaktadır.
Harpagon’un oğlu Cléante yoksul bir  kız olan Mariane’yi  sevmektedir. Cléante sırrını kardeşi  Elise’ye açmaya karar verir. Sevgilisinin maddi durumunun iyi olmadığını ama babasının bundan memnun olmayacağını anlatır.
İşin garip yanı, Harpagon da oğlu Cléante’nin sevdiği kız olan Mariane ile evlenmeyi düşünmektedir. 
Harpagon,  çocuklarını çağırarak  Cléante’yi dul(paralı) bir kadınla Elise’i ise Senyör Anselme ile evlendireceğini söyler. Elise, elli yaşındaki bir adamla evlenmek istemediğini belirtir. Valére’yi hakem tutarlar. Valére, Harpagon’u iyi tanıdığı için onun haklı olduğunu söyler ancak kendi fikrini de belirtir.
Cléante ise  babasının kendi sevgilisine göz koyduğunu, La Fleche anlatarak bu işe çare armaya başlar.  Bir tefeciden borç almak akıllarına gelir ancak parayı verecek olan tefeci Harpagon çıkınca çabaları sonuçsuz kalır.
Harpagon ise Mariane ile evlenmeye kararlıdır. 
Cleante, Mariane ile arasında olanları babasına anlatır. Harpagon amacına ulaşmış,  her şeyi öğrenmiştir. Buna rağmen Mariane’den vazgeçmez.Bunun üzerine uşağı La Fleche,  Cléante’ye yardım etmek ister. Harpagon’un paralarını sakladığı çekmeceyi bulur ve Cléante’ye verir. Harpagon paralarının çalındığını  fark edince Polise gider ve durumu anlatır. Harpagon bütün şehirden şüphe etmektedir. Harpagon hırsızın kim olduğunu araştırırken, Valére'in kızına aşık olduğunu öğrenir ve çılgına döner. Çünkü Valére beş parasızdır.
Valére gerçek kimliğini açıklayarak, “Ben Napoli asıllı Don Thomas Alburey’in oğluyum. Ben bir gemici tarafından büyütüldüm, babamı ölmüş biliyordum ama, buralarda bir yerde yaşadığını öğrendim” Mariane o sırada söze karışır, annesi ile başından geçenleri anlatarak  ve siz benim ağabeyimsiniz der. Oyunun sonunda Senyör Anselme’nin  Valére ve Mariane'nin babası olduğu ortaya çıkar.
Senyör Anselme  o deniz kazasından cebindeki bütün paraları ile birlikte  kurtulmuş, Paris’e yerleşmiş, ailesini kaybettiğini düşündüğü için tekrar evlenmeye karar vermiştir. İsmini değiştirmesinin sebebi ise başına gelen dertleri de uzaklaştırmaktır. Olanlardan haberi olmayan Cléante gelerek, çalınan paranın kendisinde olduğunu, söyler. Parayı babasına  geri vermek için bir şartı vardır. “Mariane’yi bırakacaksın, onu ben alacağım”
Harpagon çok mutlu olmuştur çünkü,  Valére ve Mariane, zengin bir ailenin çocuklarıdır. Her iki düğünün masraflarını Senyör  Anselme’ye yüklemek şartıyla kızını vermeyi, Mariane’yi de oğluna gelin olarak almaya razı olmuştur.  En son komiser bizim masraflarımızı kim verecek diye sorunca  Harpagon bu masrafları da Anselme’ye yükler. 
"İnsanları kazanmak için en iyi çare onların sevdiklerini sever görünmek, doğru dediklerine doğru demek,  kusurlarını övmek, her yaptıklarını alkışlamak. Yaranacak mısın, aşırı gitmekten hiç korkma. Yalan söylediğin istediği kadar belli olsun, suratından aksın, en zeki insanlar bile kanıveriyorlar dalkavukluğa. Pohpohu bastınız mı, en gülünç, en yüzsüzce söylenmiş sözleri bile yutuyorlar. Bu benim yaptığım işte insan dürüstlüğünü yitiriyor biraz; ama insanlara muhtaç oldunuz mu, uymak zorundasınız onlara. Onları başka yoldan kazanmıyorsa insan, kabahat pohpohlayan da değil, pohpoh isteyende."
"Hem dünyada kim var, hayatında bir kez olsun aklını kaybetmeyen? Kim bilir, ben de sana içimi döksem, kendinden daha akılsız bulursun belki beni."
"Evlenme sanıldığından çok daha önemli bir iştir. İnsanı ömrü boyunca mutlu da edebilir, mutsuz da. Ölünceye kadar sürecek bir bağlılığa razı olmazdan önce iyice düşünüp taşınmalı."
" Böylesinin dikine gittin mi her şeyi bozarsın. Kimi kafaları kazanmak için dolambaçlı yollardan gideceksin. Diretmeye gelmez böylelerine; ifrit olur, kapanıverirler büsbütün. Doğruyu söylediniz mi şahlanır, aklı hiçe sayarlar her zaman. Sularına gidip onları dilediğin yana çekmekten başka çare yok. Her istediklerine peki diyeceksin ki haklarından gelesin; onları kendi istediğinden yana…"

Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.