Muhammet Özkan Renksiz

Hayat, sadece pembe gözlük takarak baktığımızda  neşe, mutluluk, huzur, aşk sevgi gibi temaları görüyoruz. Fakat bu kitapta o renklerin hiçbiri yok. Size beyaz sayfalardan ziyade gri sayfalardan göz kırpıyor şair. 

Anladığım kadarıyla şairin ilk kitabı. Ben şiir kitaplarını okurken şairin hissettiği duyguları hissetmek isterim. Bu yüzden şiir kitapları okurum.

İlk başta şair, kitabı şu sözler ile imzalamış kitabımı:

"Bizi aldatan renkler miydi?
Yoksa kaybedince renklerimizi
'Renkler Yalan' tesellisine mi sarıldık
Bütün teselliler haklıydı belki de
Yalandı tüm Renkler..." 

Bu sözleri okuduktan sonra kitap hakkında beklentim arttı. Çünkü bu dize bile beni kendine çekti. Renklerin duygusu ya da renklerin sesini dinlemek istedim kitabı okurken.

Gri rengiyle tanıştım. Ayrılık, hüzün, sitem, yalnızlık,umutsuzluk içeriyor şiirler. Eğer bu tarz şiirler seviyorsanız şair sizi yanına çağırıyor. Ben onunla gittim gri sayfaların peşinden. 

"Tekil değil yalnızlık
Biraz sencil biraz bencil
Çift kişilik çerçeve
Tek bir fotoğraf
..."

"OLASI TÜM YALNIZLIKLAR
sanki soğuk ellerim,
üşüyor damlalar.
Yorgun bir kemanın soğuk yaylarındasın,
Hani biri dokunuverse
çıkacaksın hemen.
Olası tüm yalnızlıklar
böyle bunaltır insanı.

Adaklarım sende bağlı,
olmayacak dualarım...
Vagonların küflü demirlerinde yazılısın, 
Okusa biri ismini
ağlayacağım utanmadan,
Olası tüm yalnızlıklar
böyle ağlatır insanı.
Parkta sabahlayan şarapçıların
baş ağrıları gibi,
Saçma sebeplerin, sensiz getirileri
durdurmadı kanımı. 
Hayallerim sona ererken
seni bulamadı gözlerim.
Olası tüm yalnızlıklar böyle öldürür insanı.

Teşekkürler her zaman yanımda olan yalnızlığıma,

Ben oluyorum az yenmiş
O kırılgan ikindide
Akşamleyin yine asık suratlı
Şaşkınlığı gömleğinin cebinden sarkan
O suratsız adam oluyorum
Saati soruyorum yanımdan geçen
Uzun boylu sabah ayazına
Gece yarısıymış yatağımda uyanıyorum

İçimde bir senato toplandı;
İki yüz kişi,
İki yüz bir farklı dil..."

"BİRİ BENİ ANLASIN
Boyasız ayakkabılarıma bakıp
Başımı göğe kaldırdığımda
Çamurlar sıçratıyorum bulutlara
Yıldızlara efkar koymak için de
Geceyi beklemem lazımmış

Gün batımına doğru, dumanlar
Yapay bir yaşam alanında
Kömür kokusu olup içime doldular
Susmalı da sanki bitmeli hepsi

Sesim kesilsin, gözlerim kapansın
Tırmalansın içim içimde
Ama biri beni anlasın artık
Benim gözümden bu şehri"

"BAŞKA ÇAYLAR
Bir şehir sakladım cebime
Aklıma sen düşünce
Çıkarırdım şehrini sessizce
Çayıma şeker olurdu
Sonra şekeri bıraktım
Çaylarım da kalabalıklaştı
Ceplerimde başka şehirler
Yürüdüm sonra
Şekersiz sokaklar içtim
Caddeler mahalleler gördüm
Her bir evin ışığında seni gördüm
Sen her yerdeydin, sen herkestin
Önce gözlerin eridi
Hepsi söndü ışıkların
Yürüdüm biraz daha yürüdüm
Ceplerimde şehirler
Sen sustukça ben yürüdüm
Hiç duymadım sesini

Başka şehirlerde
başka çaylar içtim
Kimi soğuktu kimi demsiz
Kimi görsem selamdı senden
Küfürdü belki de
Hiç duyamadım
Hep yürüdüm
Senden uzağa senin yanında
Senin sesine"

"ÇOK GÜZELDİ
Dinletilerden uzağa
Bir sokak birikintisi
İnsanın ağız yakan
Salyalarından
Usanmışlığa
Kulaklara hoş gelmişlikten
Aralanmışlığa
Kimsesizliğe gidiyorum
Çok güzeldi yüzüme vuran
O şirin esinti
Çok güzeldi
Beni hiç anlamayacak olmanız.
Durdum sonra
Tekrar döndüm işime
Bu her gün süregeldi böyle
Gidemedim..."

"YANLIŞ PERON
Yanlış peronda bekliyorum sanırım.
Eftaldir eftal bu, her kime olursa.
Perşembesi, salısı, günü, gecesi eftal.
Ömür tükendi, zurna sesli insanlarla.

Yanlış peronda bekliyorum sanırım;
Gelenler beklediklerim değil, yoksun

Bana baharları anlat şimdi
Yeni başlangıçları
Bambaşka adamları

Tane tane güzel güzel anlat
Kalabalık sabahları

Uykulara sigara dumanı üflendi
Sokak köpekleri onayladı
Havşırıklarıyla
(Üçüncü derece yalnızlık)

Aşk mı sandın
Gördüğün ilk düşteki ilk adamı
Sanmıştık oysa
Ağlarken deniz, yeline umut banıp
Yine de aşk vardı
Sen yanılmadın ben yanılmadım
Yine de aşk vardı
Hepsi dağınık, hepsi yarım
Derinden sustuk/ ya da..."







Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.