Atakan Büyükdağ Kavgamız

Tarih ve bilimin iç içe harmanlandığı bu kitabı okurken kendimi bir çok yerin altını çizerken buldum. Özellikle de İkinci Dünya Savaşı olaylarının bilimsel bir dille anlatılması benim o günleri daha da anlamamı sağladı. Bilimsel dilin bu kadar anlaşılır bir şekilde anlatılması beni hem şaşırttı hem de kitabın içine girmemi sağladı.

Kitap İkinci Dünya Savaşı sırası yaşanan siyasi anlaşmazlıkların kökenine iniyor. Macaristan'dan başlayıp Albert Einstein'in da aralarında bulunduğu ünlü bilim adamlarının Dünya'nın durumunu değiştirecek mektuba kadar ilerliyor kitap.

İkinci Dünya Savaş'ının akışını değiştirecek bir olay ile bilim dünyası kendini o işe adayarak çalışmalarına devam ediyordu. Bu önemli iş ise uranyum elementinin nötron yüklemesi yaparak açığa çıkardığı enerji. Yani bu enerji Hiroşima ve Nagazati de yapılacak olan atam bombasının sinyallerini çağırıyordu.

Szilard, eğer bu nükleer bombasını Almanya'daki bilim adamları bulursa Dünya'nın geleceği sondan korkarak Einstein ile Belçika kraliçesine ve Amerika başkanına mektup yazarlar.

İşte bu mektup tarihi değiştirir.

Kavgamız serinin ilk kitabı. Bu kitabı okurken kendimi tarihin sularına doğru yolculuk yapmamı sağladı. Birinci dünya savaşı başlangıcı, Almanya'da gelişen bilim ve Hitler dönemindeki baskıyı okuyoruz kitapta. İkinci kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.

 "Bir tarafta tüm insanlık söz konusuyken, taraf ya da tarafsızlık diye bir şey söz konusu olamaz."

"Hangi sebep bu kadar insanı öldürmeye değecek kadar haklı olabilirdi?"

"İşte o anda Charlie Chaplin, Einstein'ın kulağına doğru eğilerek o tarihi cümleyi kurdu: "Beni anladıkları için seni ise anlamadıkları için alkışlıyorlar.""

"Doğa gerçekten inanılmaz bir olgu profesör. Gün geçtikçe yeni bir yüzünü keşfediyoruz. Özellikle radyoaktivite, doğanın bize oynadığı en büyük oyunlardan birisidir. 1930'lardayız ve hala keşfedilmemiş ne kadar çok şey olduğunu yeni keşifler sayesinde öğreniyoruz."

"Düzensizlik bize başarısızlık getirir."

"Hindistan'da filleri yetiştirmek için ne yaparlar bilir misiniz Bay Schuschnigg? Onları küçükken kalın bir zincirle bir kazığa bağlarlar. tabi yavru bir filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir, buna gücü yetmez. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz. Yıllar geçer, fil kocaman olur...
Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık.
Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. O özgür olamayacağı inancına kapılmıştır bir kere. Artık kırılamayan şey filin zinciri değil, inancıdır."


"Liderlik sanatı, kitlelerin dikkatini tek bir düşmana odaklamaya ve hiçbir şeyin bu dikkati dağıtmamasını sağlamaya bağlıdır."

"Ben de bunu anlamıyorum. Bir şeyleri ciddiye almamız için illa ki o şeyin gerçekleşmesi mi gerekiyor?"

"Ne kadar az bilinirse o kadar rahat sömürürüz, akılları başka bir şeye kayarsa daha verimsiz çalışırlar. Bununla da bitmez eğer eğitilirlerse daha farklı ve daha rahat iş imkanlarının olduğunu öğrenirler. İnsanlarımız önce azalmaya başlar, azaldıktan sonra da kalanlar daha çok şey istemeye başlarlar, kısa zaman sonra ise bilmediklerini bize sormamaya başlarlar ve sömürüldüklerini anladıklarında da ayaklanmaya başlarlar."





Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.