Tezer Özlü Kalanlar

Kalanlar, Tezer Özlü'nün hayatında yayımlanmayan yazılarından olaşan bir eserdir. Belki de adı bu yüzden Kalanlar'dır. Benim Tezer Özlü'den okuduğum 5.kitabı. Tezer Özlü, gittiği her yerde taşıdığı defterine yazdıklarının içinde barındırdığı cümleleriyle bizi kendi dünyasına çeker. 
Beni en çok etkilen yazı ise Ferit Edgü'nün 'Önsöz Yerine' adlı başlıkta yazdığı yazıdır. Dilinin akıcılığı ve Tezer Özlü ile ilgili düşüncelerini o kadar güzel anlatmıştır ki, gözlerim sulandı. 
Ben okuduğum yazılardan, izlediğim dizilerden, anlatılan olaylardan çabuk etkilenen biriyim. Gözlerim hemen sulanır. Bu yüzden kitapların hayatına sarıldım. 
"Evet, anları severdi Tezer.
Onları yazdı. Acıyla, yalnızlıkla,
ama aynı zamanda çoşkuyla, aşkla dolu anlarını." Ferit Edgü

"İnsan olmanın kolay olmadığını bilen,
bunun savaşımını veren bir kişiliği vardı.
Durmaksızın, toplumun, insanlar arası
yozlaşmış ilişkilerin örgülerini sökmek istedi.
Elinden geldiğince de gerçekleştirdi bunu.
Her cümlesinde çektiği çilenin örgüsü, ipliği vardır." Ferit Edgü

"Öyle bir aşk yaşamışsındır ki,
bir daha artık böylesini yaşayamam dersin.
Aşk sözcüğüne anlamını veren,
bedenin tüm hücrelerinde,
sinirlerinin her atomunda duyduğun bir duygudur.
Sonra, bir gün, bir rastlantı, yeniden aynı heyecan,
aynı çoşku, aynı yoğunlukta yaşanan anlar...
İnanamazsın. Bir düşteyim sanırsın.
Kitaplar da benim için öyledir.
Eski aşklara dönemezsin, ama eski kitaplara
dönebilirsin. (Kitapların ölmezliği burdan mı gelir?)" Ferit Edgü

"Kuşkusuz bir yazarın hiçbir zaman, hiçbir kanıta 
gereksinimi yoktur.
Yazdıkları ya yaşamla örtüşür, ya da düşlerle.
Ya da her ikisiyle."
Ferit Edgü

"Ben bendim. Zaman yaşanmış zamandı.
Birkaç yaşanmamış gün de eklenmişti bu zamana.
Kemerle bağlanmıştım. Acılarım vardı..."

"Her gün aynı. Her gün bir gün. Aynı evlere. Aynı yollara. Aynı kentlere düşen aynı gün."

"Kalkın. Tün ellerinizi uzatın bana. Tutmak istiyorum. Sizleri yemyeşil çimenler üzerine çıkaracağım. Soluk yüzlerinizi güneşlerle yıkayacağım. Irak ülkelere gideceğiz. Oralarda kara bir ay ağaçlar arasına akmış. Ağaçlar yüksek. Sık. Uğulduyorlar geceleri. Gün ışığını avuçlarımıza alacağız. Gelin. Kalkın. Uzatın ellerinizi."

"Bu kadarını görebilen gözlerimin gerisindeki düşünceler, kıtaları, kentleri, olayları, insanları düşünüyor. Bu ülkeleri ozanlar, şarkılar, romanlar, filmler, senfoniler, savaşlar anlatmış. Birçokları da belki anlatmadan gözlerine, belleklerine, benliklerine yazmış güneşin doğuşunu, batışını, dağları, boş ovaları, kalabalık kentleri, aşkı, bir hastane koridorunda beklenen adımları ve gene de, belki de ölürken söylemek istemiş en güzel, en yoğun tümcesini."

"Tepelerden koşan bulutlar denizin üzerine geliyor. Doğanın bu değişkenliklerini yıllar boyunca izleyeceğim. Doyabilmek için."

"Ne limanlar var yeryüzünde diyorum. Ne açık denizler. Ama dağlar arasında kaybolan kaç deniz var? 
Haykırmak istediğim çok şey var. Büyük kayıplar yıkacak değil bizi. Açıkça birbirimizle konuşamıyorsak ben ağlamak, bağırarak ağlamak için bahçenin yeşillikleri gerisindeki odama geçiriyorsam, biliyor musun, ne güzel ağıtlar içinde uyuyakalmak?"

"Bazen bir şey yaşarken olaya dışarıdan bakıp, o olayı yazmak için yaşadığım duygusuna kapılıyorum. O zaman içimden bir ses, karşındakine haksızlık ediyorsun, diyor. Olmaz böyle bir şey, diyor. Olayın içine girmeye çalışıyorum. O zaman da kendime haksızlık ediyormuşum gibi oluyor. Böylece kendi özüm ve gözetimim(yazmak için) arasında gidip geliyorum."

"Artık bizim yaşamımızda hiçbir düzen kendini savunamaz. Bu her yaşımızda kanımızı emen, bizi tüm duygu ve yaşamlarımızı ölümü istercesine yaşamakta olduğumuza inandıran hiçbir düzen kendini savunamaz."

"Birdenbire çok yorulduğumu, taşıyamayacağım kadar yaşantı üslendiğimi ölürcesine algıladım. Kitapsız, sanatçısız, tartışmasız bir yaşamın özlemi sardı benliğimi."

"Bugünden sonra acıyı mutluluk olarak tanımlayacağım. Berlin'de içimde büyük bir ölüm özlemi oluşuyor. Doğaldır, yaşam için bu kadar çok dürtünün olduğu yerde ölüm de çoğalır."

"Bir kaç sevimli insandan daha önemli hiçbir şey yok yaşamda, dedim."

 "-Benim çevremde de çocuklar var, bağrışıp duruyorlar. Ama onlara istediklerini veren yok, dayak ister çocuklar...
-Siz çocuğunuza nasıl baktınız?
-Hiç dayak atmayarak, sevgi ile..."

"Bir yandan dünyayı tüm insanların mekanı olarak algılamak gerekir.  Her sabah yepyeni bir dünyaya kalkıyorum. Her akşam dünyanın bütün yorgunluk acı ve çelişkileriyle dayanamaz duruma geliyorum. İnsan her şeyi nasıl isterse öyle algılayabiliyor."

"The world is too much with us." William Wordsworth

"Dünyanın çeşitliliği ve yaşamın uzunluğu ne kadar şaşırtıcı."

"Yalnız yaşı olmayan ve dünyalarını kendi içlerinde taşıyan insanlara dayanabildiğimi görüyorum."

"Bıraktım. Bıraktım. Hepsini, kendi ve benim dünyamı anlamaları için bıraktım. Ama hiçbiri kendi dünyalarını anlayamadı."

"Biz mutlu isek, mutlu olmayı istediğimiz ve bunun için çaba harcadığımız için mutluyuz."

"Yaşanan an da anı olacak." Savinio

"Şunu öğrenmelisin: Sen hiçbir işe yaramaz değilsin. Seni senden çalan toplumdur."

"Güç ve korku her zaman yanyanadır."

"Ben, belli bir ülkesi olmayan insanlardanım."

"İnsanın ana dilini yitirmesi, öz kişiliğinin yıkılması demektir."

"Gene her şey benim oldu. Gecelerime, trenlerime, bütün insanlarıma döndüm."

"İnsanın kendi dünyası dışında yaşayacağı bir dünya yoktur."

"İnsanın başkalarına söyledikleri kendi duymak istedikleridir. Yazdıkları, okumak istedikleridir. Sevmesi, sevilmeyi istediği biçimdedir."

Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.