José Mauro De Vasconcelos Delifişek

Zezé artık 20 yaşında bir delikanlı. Hala özgür ruhunun peşinden gidiyor. Ben kitabı biraz kısa buldum. Okudum ve bitti. Biraz daha uzun olabilirdi. Zezé'ye veda etmek istemedim galiba. Zezé hala sevgiye aç biri. 20 yaşında olmasına rağmen işi gücü yok ve okulu bırakmış. Tek tukusu yüzmek ve kızlar.
Yazar bu kitabının en sevdiği kitaplarından biri olduğunu söyler. Bunun nedeni içindeki çaresizliği anlatması ve düşüncelerini aklından geçtiği gibi yapmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Gençlik ateşi, gençlik yılları...
"Vasconceles yazı yazma yöntemini bize söyle anlatır: 'Kitaplarımı bir kaç gün içinde yazıverdiğim doğrudur. Ama buna karşılık fikirlerimi olgunlaştırıncaya kadar yıllarca üstünde düşünür taşınırım. Hep daktiloyla yazar, her bölümü hiç durmaksızın yazıp bitiririm; yazdıklarımı ancak bitirdiğim zaman okurum. Gece gündüz, saat kaç olursa olsun yazarım. Yazı yazarken sanki transa geçerim. Ancak parmaklarım acımaya başladığı zaman bırakırım tuşlara vurmayı, o zaman anlarım ne kadar çok çalıştığımı. Çalışmak mı dedim? Ne düşüncemi ne de duygularımı iyi anlatabildim: Yazı yazmak, öyküler anlatmak, yaşanmış olayları nakletmek, tanıdığım çocukların anılarına dalmak benim için çalışmak demek değildir. Kendi kendime verdiğim bir armağandır bu.'"
Zezé, arkadaşı Tarcisio'dan küçükken Zezé'ye sarkıntılık yapan ve o zamanlar hayli çirkinken, şimdilerde oldukça güzelleşmiş olan Sylvia'ın geri döndüğünü haber verir. Zezé hemen onu görmeye gitmeye karar verir. Eve gidip hazırlanmaya başlar. Tam çıkacağı sırada balkonda oturmuş sigara içen babası onu yanına çağırır ve ona bir şey söylemesi gerektiğini söyler. Fakat sonra Zezé'ye bir kızla mı görüşeceğini sorar ve öyleyse hemen gitmesini söyleyerek onu gönderir.
Zezé, Sylvia'yı görmeye gittiğinde başta pek hoş karşılanmasa da, zaman geçtikçe ikisi de birbirlerini çok sever. Artık sevgili olmuşlardır ve birlikte çok iyi vakit geçiriyorlardır. Her şey böylesine iyi giderken, işler Zezé'nin babasından hasta olduğunu öğrenmesiyle giderek kötüleşir. Babası üç ay içinde ameliyat olacaktır ve günden güne kötüye gitmektedir. Zezé buna çok üzülmektedir ama elinden bir şey gelmez. Aynı anda büyük yüzme yarışına hazırlanan Zezé, hiç yapmadığı bir şey yapar ve Tanrıya eğer babasını iyileştirirse bir daha yüzmeyeceğine dair söz verir.
Zamanla babasının durumu gerçekten çok kötüye gider. Ameliyat zamanı gelip çatmıştır. Ameliyat gayet başarılı geçer, herkes çok mutludur. Zezé de mutludur, fakat verdiği sözü tutmak zorundadır. En sevdiği yüzücü mayosunu bir pakete koyar ve kiliseye gider. Mayoyu oraya bırakır ve bir daha yüzmemeye karar verir. Büyük yarışa da katılamayacaktır. Herkes onun korktuğu için katılmadığını düşünür.
Babası hastalığı nedeniyle midir bilinmez, Zezé'ye karşı hiç olmadığı kadar kibar, duyarlı ve ilgili davranmaktadır. Bu da Zezé'nin çok hoşuna gitmektedir. Bu nedenle o da babasına karşı ilgili davranır, bir dediğini iki etmez. Fakat bir gün babası, Zezé'den Sylvia ile ayrılmasını ister. Zezé hiç sesini çıkarmadan bu isteğini kabul eder, fakat içi kan ağlayarak bu isteği yerine getirir. Sylvia da anlayışlı davranmıştır. Fakat bir süre sonra buna dayanamaz ve yeniden bir araya gelirler. Zezé bu süreçte gerçekten çok üzülmüştür. Fakat bu kez de yaşadıkları yerde onlarla ilgili büyük dedikodular çıkar. Zezé bir gemide iş bulup, uzun süre çalışıp para biriktirdikten sonra geri dönüp Sylvia'yı da alarak uzak yerlere kaçmaya karar verir. Kaderi, Zezé'yi uzak diyarlara götürmüştür.
"Her şeyi aynı anda düşünmek, hiçbirine gereken zamanı vermemek, ne kötü bir huydu."
"İnsanın kendini bulması uzun sürer, ama sen çok gençsin, kişilik sahibisin."
"Gün ışığı karanlığın korkularını uzaklaştırıyordu hep."



Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.