Stefan Zweig Bir Kadının Hayatından 24 Saat

Stefan Zweig, karakterlerinin iç dünyalarını gözler önüne sererek okuyucuların olaylara inanmasını ve onunları etkilemeyi başarıyor. Okuyucu kendini olayın içinde buluyor ve olayı okurken yaşıyor. Bunu her yazar yapamaz. Bu yüzden Stefen Zweig usta bir yazar. Eserlerinde Freud'un psikanaliz yöntemininden etkilendiği bellidir.
Kitabın konusu, eşi ve iki kızıyla tatil yapan Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolarak ailesine terk eder. Genç bir erkekle kaçan Henriette, insanlar onu yargılamaya başlar. Ancak anlatıcımız onu savunmaya başlar ve savunması da yaşlı ve zarif bir İngiliz hanımefendisi olan Mrs. C'nin dikkattini çeker. Mrs. C anlatıcımıza başından geçen unutulmaz, inanılmaz bir 24 saatin hikayesini anlatmaya başlar. Bu hikaye Mrs. C.'nin eşini kaybettikten sonra artık hayattan beklentisinin olmadığı günlerden biri, kumarhaneye gider. Orada insanların ellerini izleyerek insanları tanımaya çalışır. Ellerin her şeyi anlattığını söyler. Fakat bir anda onun elleri dikkatini çeker. Her şeyi o kadar güzel anlatan bu ellere. Sonra kendini onun yüzene bakmaya zorlar ve ellerinden her şeyi anladığını anlar. Adam kaybetmektedir ve ceplerini karıştırırken parasının olmadığını anlar ve çeker gider. Mrs. C.'de onu takip eder ve bir banka kendisini öldüreceğini anladığı bu adama yardım etmek ister. Onu ucuz bir otel odasına bırakmak ister ve bir anda kendini onun yanında bulur. Bie anda oluşan bu ilişki sabah uyandığında kendine gelen Mrs.C., ilk afallar daha sonra olayı hatırlar. Tam gitmek üzereyken adam uyanır ve onunla bir restorantta buluşmak için randevu verir. Adama bir daha kumar oynamazsa ona yardım edeceğini ve tren parasını ödeyeceğini söyler. Adam kabul eder ve kumar oynamayacağına söz verir. Daha sonra şehri birlikte gezmeye başlarlar. Kadın, birisinin hayatını kurtardığı için çok mutludur. Ve o adamdan hoşlanmaya başlar. Adam kilisede yemin ederken kadın bu sahneden baya etkilenir. Otele döndüğünde adama borç para verirken adam ona minettardır. Saat 7 de tren istasyonunda buluşmak için anlaşırlar. Ve o anda onunla birlikte trene binmeye karar verir. Fakat tam gidecekten kuzini onu lafa tutar ve o da geç kalır. Eşyalarını istasyona teslim eder ve mutsuz bir şekilde kumarhaneye gider. Fakat gördükleri karşısında şoka girer. Çünkü adam orada kumar oynamaktadır ve kadını fark etmez. Onun için sadece oyun önemlidir. Kadın onunla konuşmaya başlar fakat işe yaramaz ve adam kafının önüne ondan aldığı parayı atar ve ona bağırmaya başlar. Kadını orada rezil eder. Kadın üzültülü bir halde tren istasyonuna gider ve eşyalarıyla o şehri terk eder. Oğlunun yanına gider ve kendi kendine "Ben ailemi bu adam için mi bırakacaktım?" diye düşünür. Daha sonra adamın intihar ettiğini öğrendiğinde adam için üzülmez.
Anlatıcı ise kadına hayran olarak ona bir şey diyemeden orayı terk eder.
"Çoğu insanın hayalgücü sığdır. Eğer bir şey onları doğrudan etkilemiyorsa, sivri oklarını duyularına sertçe saplamıyorsa, hayal güçleri pek çalışmaz; ama gözlerinin hemen önünde, duygularına hemen dokunabilecek bir yerde küçücük bir şey bile meydana gelse birden aşırı heyecanlanırlar. O zaman, pek nadir gösterdikleri duygudaşlıklarının yerini bir ölçüde yakışıksız ve abartılı kaçan çoşku alır."
"Ben bir kadının içgüdülerinin peşinden özgürce ve tutkuyla gitmesini, bilinen örneklerdeki gibi kocasını onun kollarındayken, gözlerini kapayarak aldatmasından daha dürüstçe buluyordum."
"Şahsen insanları infaz etmektense onları anlamayı seviyorum!"
"Hakikatin yarısının hiçbir değeri yoktur, tamamı olmalıdır."
"İnsan bir kez, bir an mantıksız davrandıysa bunun ne önemi olabilir? Ama vicdan diye tanımlayabileceğimiz şeyden kurtulamıyoruz."
"Basmakalıp bir söz olduğunu biliyorum ama insan kendini oyunda ele verir; şunu da söyleyeyim, oyun oynarken elleri onu daha da çok ele verir."
"Belli bir amacınız yoksa yaşamak bir hatadır."
"İnsanların minnettarlığını pek sezemeyiz, en minnettar olanlar kendilerini ifade edecek sözleri bulamazlar, kafaları karışarak susarlar, utanırlar ve bazen de duygularını dışa vurmamak için tutulup kalmış gibi yaparlar."
"Ama ne de olsa zaman çok güçlüdür, insanın yaşının da bütün duyguların üzerinde, onları değersiz kılan tuhaf bir kudreti vardır." 


Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.