Behçet Necatigil Eski Sokak

Behçet Necatigil'e göre "Her şair, şiir hayatı boyunca üç burçtan geçiyor. Gurbet, Hasret ve Hikmet."
Gurbet, şairin arayış dönemidir. Beğendiği şairlerden esinlenir ve onlara özenir.
Hasret, şair kendi şiirini arama çabasındadır. Kendi şiirini özler. Gurbetteki kaybını gidermeye çalışır.
Hikmet, Artık zaman geçer ve şair, çevreyi , dünyayı dilediği biçimde anlatmaya başlar. Artık kendisi olur.
Özdemir Asaf'a göre Behçet Necatigil şiirlerinin okunması gerektiğini düşünürdü. Ben de bu yüzden bu kitabı aldım. Her şairin farklı şekilde ve farklı düşüncelerde şiirler yazdığını bir kez daha anladım. 
"Sözcüklerin aralarını açtım, sözcüklerden değişik kombinezonlarda başka başka anlam dizeleri çıkarmayı denedim. Bir deniz fenerinin tek odaktan yaydığı ve nesnenin türlü yanlarını, görünümlerini gösteren ışın demetleri gibiydi bunlar."
Behçet Necetigil şiiri az kelimyle kurmak olduğunu düşünür. Kendisi olduğu için bugünlere gelmiştir.

Kabul Günü
Biliyorum saadet
Bana dünyada gelmez,
Ölümü bekliyorum.

 Yıldızlar 

Seni karanlikta yatiriyorlar
Korkuyorsun geceden
Bakip bakip pencereden
Yatapina sokuluyorsun.
Ben hep eski yerimdeyim biliyorsun
Hava açik oldugu zamanlar
Beni seyrediyor, seviniyorsun.
An ne olurdu ben de
Sana göründügüm sekilde
Odana gelseydim.
Atesböcekleri gibi
Küçücük avucunda
Yanip yanip sönseydim.
Seneler geçip gider, büyürsün.
Bir gün olur, hepsi biter
Endiseler, o çocuk üzüntün
Hepsi biter.
Aydinlanir senin için geceler, günes gibi görünürsün.
Biraz sabir, küçük çocuk, biraz sabir!
Ama Allah`in koydugu yerde
Yildizlar daima yalnizdir.

Mavi Işık


Sen bir çiçeksin, 
Annen saksı.
Azıcık hastalansan
Odalar yaslı

Sevincimiz, üzüntümüz
Hep sana bağlı,
Senden gelir gücümüz
Doğan güne karşı

Bizim çocukluğumuz
Karanlık paslı,
Sen güneşlerde yaşa
Altın saçlı!

Gökten düşen mavi ışık,
Mavi ışıklarda dünya.
Evlerin yaşaması
Sen olunca.


Ekmek Kırıntıları
çocukluğum, çocukluğum,
ah o cennet ülke
bir daha ele geçse
dediklerini duydum

kaybedilmemiş ki
hatıralar sağ olsun
ışıkları yandıkça
yeri belli çocukluğun.

ya canından bezmiş
sığınmışsanız bir ormana,
acaba o zaman da
çocukluğu arar mısınız?

benim de arkamda
renkli taşlar olsaydı
çocukluğumu giden yolu
bulmam kolay olurdu.

Saklı Su

Ürperen yaralara çıplak
Havaların değmesi
Acır.
Korkunuz nerdeyse
Bir şey söylenecek, bir şey sorulacaktır.

Sekiz sokak önceden sezmeniz
Adımlar yöneldi,
Bir daralış gönlünüzde
Ortalık karardı.

Anla sıkıntımı geç git dost,
Nedendir sorma.
Gür bitkiler altında bir benim için akar
Alıngan, onurlu
İstemez görsünler saklı su.

Sevgilerde



Sevgileri yarınlara bıraktınız 
Çekingen, tutuk, saygılı.
 Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
 Bitmeyen işler yüzünden 
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
 Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi 
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı. 
 Siz geniş zamanlar umuyordunuz 
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. 
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk 
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde 
Açan çiçekler vardı, 
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz 
Yahut vaktiniz olmadı.
Çıkmak
Bizi kimi kitaplara, mektuplara, yapılara  Çeken, kendimizden dışarı çıkmak.  Yürür kaplumbağa bir yolu sessiz  Yaprakları sonbahar, ölü park.  İşte ancak bir yerde birazcık oturmak  Ve ayrılmak çıkınca, yollar, dünya!  Siz dolaşırken gece sokaklarında  Striptiz evlerinde bir delikanlı  Sorar: Çıkalım mı? Belki aşk bu!  Bir gün bakar ilerde kendi gibi biri  Ama artık çok geç!  Işık söner, karanlık karşı kıyı  Ve dolaşır lâbirentte yumak.  O ki bir gözüpekliği yiğit şövalyelerde  O ki dağlarda Ferhat yalın ayak.  Bu çağlar kıt zamanlar bizi bize komazlar  O ki aşk, ürkmüş ceylân ve tutsak.  Açar üzgün, kumaşlar hışırtıyla yanarsa  Urban kırk mı, kırkını da çıkarmak - - Çöz!  Açar göze aldın mı, tut ki açtı:  Çok kısa bir süre - - başlar güz.  Dünya! Yu ellerini yalnızlık sularında.
Nilüfer





Ben oraya koymuştum, almışlar, 
Arasına sıkışık saatlerin. 
Çıkarır bakardım kimseler yokken; 
Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.
 Kışken ilkyaz, sularımda açardı; 
Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı? 
Eski defterlerde sararırmış yaprak.
 Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.
 Bir ışıktı yanardı gecelerde; 
Akşam, çiçekler uykuya yattı, 
Sardı karşı kıyıları karanlık- 
Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.


Liman
Güçlü fırtınalarda direkleri kırılmış
Gemiler bize sığınır - bulduk sanırız.

Görmezler. Varsa yoksa uzaklar
Onarırız. Giderler, kalırız.

Sonra gecelerde. Bu son olsun, son
Gönderme - Engine yalvarırız.

Sonra büyür daha da
Korkunç yalnızlığımız

Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.