Susanna Tamaro Rüzgar Ne Diyor

Bu kitaptaki öykülerin kahramanları, gazetelerin 3.sayfalarında yer alan kişilerdir. Gazetelerde haberleri okuyup geçeriz ama onların hayatları da vardır.
4 tane birbirinden ayrı öykülerden oluşan bu kitap, insanı derinden etkilemektedir.
İlk öykü Rüzgar Ne Diyor dur. Hindistan'da yaşayan Nabila geceleri hep korkmaktadır. Bunun nedeni ise geceleri kötü ruhlar görmektedir. Yaşlı bir kadına gittiğinde evlenince geçer diyip annesiyle onu yollamıştır. Fakat Nabila yaşlı kadına geceleri kötü ruhlar gördüğünü söyleyememiştir. Nabila evlenir ve sonunda ruhlardan kurtulur. Fakat kocası savaşta öldüğünde Nabila, oğlu Raj ile ortada kalmışlardır. Nabila'nın korkusu yine başlamıştır ve o da umut yolculuğuna oğlu ile çıkmaya karar verir. Hindistan'dan İtalya'ya kadar gemilerle otobüslerle gelir fakat aralık ayıdır ve ikisi de ince giyindikleri için üşümektedirler. Donarak evlerden yardım dilenen Nabila, oğlu donarak can verir ve Nabila da ağır bir şekilde hastalanır. 
"Rüzgar bir dalga gibidir. Büyük ovayla aramızda rüzgar var; ölmüş olanların sözlerini bize taşıyan odur."
"Onların sahip olduğu güven duygusuna sahip olmak isterdim, diye düşündü Nabila; geçsem ve hatta hızlansam bile hiçbir şey olmayacağı güvencesini duyabilseydim; ya da onlardaki bilinçsizliğe sahip olabilseydim, hani çocukken sıcak günlerde bir kayaya çıkıp buz gibi suya atladığımız günlerdeki gibi davranabilseydim."
"Uyku sırları ortaya çıkartıyor."
İkinci öykü ise Salvacion dur.
Salvacion bir evde hizmetçilik yapmaktadır. Göçmendir. Ve istediği en önemli şey rahibe olmaktır. Fakat her şey istediği gibi gerçekleşmez ev sahibinin kocası Salvacion'a sarkıntılık etmeye başlayınca Salvacion kendini günah işlemiş gibi hissedip hayat dolu olan kız intihar etmeye karar verir. Tam denize girmiştir ki bir sandal onu görmez ve onun üstüne doğru gelir ve hayatını kaybeder.
"Her şeye içine girmeden yukarıdan bakabilmenin ne güzel olacağını düşündü."
"Soytarı balıkların denizşakayıkları var diye düşündü; insanların da koruyucu melekleri olduğu gibi."
Üçüncü öykü ise Gökyüzünden dir. 
İtalyan karı koca olan Carla ve Antonio evlat edinmeye karar verirler. Fakat evlat edinecekleri kişi afrikalıdır ve onlarla iletişime geçmesi zordur. Arik gökyüzünden geldiği yere ve köpeğinin yanına dönmek istemektedir. Sonunda Carla dayanamaz ve intihar eder. 
"Ama hayır, mutluluk bir bitki, bir ağaç değildi. Bir hayvan mıydı? Asla! Mutluluk, tanımlanamayan bir şeydi; hani bir şey yediğin ve o karnına indiği zaman hissettiğin duygu gibi. İnsan tatlı bir sıcaklık hisseder ya, onun gibi. Buna benzer ama daha güzel bir şey."
Dördüncü öykü ise Kim Takar... dır. 
Profesör Baraldi, seksenli yaşlarında bir adamdır. Çocukları ve torunları olan adama Rosella diye 19 yaşındaki bir kız bakmaktadır. Fakat profesör hep Arnilda'ya özlüyordu eski bakıcısını. Bir gün profesör kötüleşti ve Rosella panikleyip arkadaşını aradı. Onlar da yakında bir hastane bulamayınca onu yola atıp gittiler. Kim takar...
"Dikkatli olmalısın, çünkü sözcüklerin arkasında sözcükler gizlidir, ama sessizliğin içinde 'herhangibirşey' yuvalanmış olabilir."





Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.